Fatih Çıtlak hocanın sahur program konuğu olan Mustafa Akgül hoca üç çeşit Müslüman tipinden bahsetti.
- Ceviz Müslümanlığı
- İğde Müslümanlığı
- İncir Müslümanlığı
Bu tipleri islamı yaşama ve yaşatma noktasında incelersek şöyle yorumlayabiliriz:
Ceviz Müslüman olan insanlar, dışı sert, davranışları kaba ama içleri ceviz gibi tatlı, kalpleri temiz, fedakarlık gerektiğinde çekinmeden yapan insanlardır. Bu kişiler kendilerinin farkına varıp “hilm ve nezaket” libasını üzerlerine giyerlerse tatlarından yenilmez olur.
İğde Müslüman olan insanların dışı yumuşak, içi odunsudur. Dışarıda herkese karşı güler yüzlü, anlayışlı, aman efendim, canım efendim gibi hitaplarda bulunurken, kendi çıkarlarına ters düşen bir şeyle karşılaştıklarında birden canavara dönüşebilen tiplerdir. Programda isim vermeden bahsedilen bir kişi vardı. Bir tv programına konuk olmuş. Program öncesi kibar ve nezaketli davranışları herkesi çok etkilemiş. Bir ara yapımda çalışanlardan biri giydiği şalın görüntüye zarar verdiğini söyleyerek farklı bir şekilde yapmasını rica etmiş. Hanım birden çıldırmaya başlamış.
Bu kişiler dışarıda hareketleriyle, konuşmalarıyla, oturup kalkmalarıyla, duruşlarıyla islamı temsil edip kendi içlerinde bu halleri yaşamıyorlarsa o zaman sıkıntı başlar. Bir zamanlar bir hanım tanımıştım. Kendince çok kibar, edepli, islami yaşantıya sahip, kitaplar okuyan vs bir hanımdı. Bir öğrenci grubunun içindeydik ve sınavlara çalıştığımız bir dönemdi. O da bizim başımızdaydı. Dışarıdan bir şey alınması gerekiyordu. Ve o hanım kendi kızının ders çalışmasına engel olmak istemediği için başka bir öğrenciyi göndermişti.
Ayrıca iğde müslümanı olanlar büyük hatalarını gizlemek için küçük hatalarını ön plana çıkarıp söylerler. Böyle olunca etrafındakiler kendisinin ne kadar iyi bir Müslüman olduğunu düşünür. Ancak bu durum tehlikelidir. Bu tip kişiler kendilerinin farkına varırlarsa iç alemlerine yönelmeli, bu huylarını terbiye etmelidir.
İncir Müslüman ise olması istenilen Müslüman modelidir. İçi de, dışı da yumuşak. Yumuşaklıktan kasıt islamı temsil noktasında olmalıdır. Yoksa sesini çıkarmayan, her şeye tamam diyen, koyun gibi güdülen müslüman modelinden bahsetmiyorum. Müslüman yeri gelince Hak dava uğruna Hakk’ı savunabilmelidir. Bu Müslüman modeli bana Hz. Osman’ı hatırlattı. Peygamberimiz (sav), ondan bahsederken “Meleklerin haya ettiği kişi” diye bahsetmiştir. “Bu durum nasıl oluştu?” diye sahabe Hz. Osman’a sorduğunda kendine has mütevazılığıyla, “Benim yaptığım bir şey yok. Ben dışarıda nasılsam evde de öyleyim” demiştir.
Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, Hz. Ömer sert bir insandı ama İslamiyet onu terbiye etti. Zamanında yorulana kadar kölesini döven bir insanken Müslüman olduktan sonra karıncayı dahi incitemeyen bir insana dönüştü. Her birimizin karakteri farklıdır. Önemli olan o karakterleri islamla terbiye etmektir. Nitekim Rabbimiz kitabında sahabeden bahsederken şöyle demiştir:
“Muhammed Allah'ın Resulüdür. Beraberindekiler ise kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûda, secdede, hep Allah'ın lütuf ve hoşnutluğunu ararken görürsün. Yüzlerinde de secde izi vardır…” (Fetih Sûresi, 29)
Müslümanlığımızı ceviz ve iğdeden incire dönüştürebilir miyiz acaba?
kuranmeali.com
sorularlaislamiyet.com
Foto: shutterstock.com