Ben Bilâli
27 Nisan 2018 Cuma
Ben Bilâl - H. A. L. Craig
Ben Bilâli
1 Ekim 2017 Pazar
Tesettür Konusunda Bir Nefis Muhasebesi
9 Kasım 2015 Pazartesi
Kitaplarla Yolculuğum
19 Ocak 2015 Pazartesi
Göktekiler ve Yerdekiler Kadar Kulluk Edebiliyor muyuz?
O ayeti ilk okuduğumda çok etkilenmiş, bir insan olarak kendimden utanmıştım. Kainatın gözbebeği biz insanlar Kur'an-ı Kerim'in tabiriyle “göktekiler ve yerdekiler” kadar kulluk yapamamıştık Rabbimize. Halbuki herşey önümüze serilmişti... “Her istediğinizden alın, giyinin, kullanın, yeyin” denmişti. Evren bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak için var olmuştu. Meleklerden bile üstün seviyeye gelebilmemiz için itinayla hazırlanmıştı her şey. Göklere, yere ve dağlara teklif edilen (Ahzab Suresi 72) emaneti biz seve seve kabul etmiştik. Onların kaldıramayacağı yükü omuzlanmıştık. Ancak bu yükü kaldırmayı bırakın, üzerimizde bir yük olduğunu bile unutur olduk. Maalesef bizi yaratan Rabbimizi anlamıyor, O’nu tam anlamıyla tesbih edemiyorduk.
Bahsettiğim ayetin başlangıcı şu şekildeydi: “Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etmektedir....” (Hadid Suresi 1). Rabbimiz bunu bize bildirdiyse, bir insan olarak ibret almamız gereken çok şey var demekti. Biz insanız, insan olduk ama Efendimiz (s.a.v.)’in avucunda ve her yerde Rabbini zikreden çakıl taşları kadar olamadık. İnsan olduk ama Rabbini “Rahim” ismiyle anan bir kedi kadar olamadık. İnsan olduk ama “gak” diye duyduğumuz “Hak” sesiyle seher vaktini coşturan kargalar kadar olamadık. İnsan olduk ama Efendimiz (s.a.v.)’e salat ve selam getiren dağlar kadar olamadık. O’na yakın olamadık, O’na yürüyen ağaç kadar, O’nun için gözyaşı döken hurma kütüğü kadar olamadık.
Halbuki O’nun tek işaretiyle ikiye bölünmüştü dolunay. Ancak biz dünyayı sarmış, aleme yayılmış işaretlerini göremiyoruz o en Sevgilinin. Hayatın karmaşasında Rablerini tesbih eden “cansız” diye adlandırdığımız varlıklar her an, her dakika mucizelerini gösterirken, Kur’an-ı Kerim her ayetiyle alemde olup biteni haber verirken, biz insanlar yüklendiğimiz sorumluluğun farkında değiliz maalesef.
Haydi uyanalım artık... Gözümüzü açalım ve izlemeye başlayalım güzellikleri... Rabbimizin isimlerini zikretmeye, O’nu tesbih etmeye davet ediyorum kendim dahil herkesi. O’na olan görevimizi hatırlayalım ve O’na olan teşekkürümüzü sunmaya başlayalım bugünden itibaren. Her gün O’nu tesbih eden çakıl taşlarını ayaklarımızla ezmeden önce bir kere daha düşünelim. Nahoş sesli olarak düşündüğümüz kargaları dinlerken duymaya çalışalım Rabbimizin ismini. O’nu zikreden ağaçların tatlı meyvesini yerken artık biz de analım Yaradan’ın adını. Ve Rasûl’e selam veren dağları düşünürken bir kere daha şükredelim yüce Rabbimize ve hep beraber diyelim “Allahümme salli ala seyyidina Muhammed” diye. Dolunay’a her baktığımızda Güzeller Güzeli (s.a.v.)’nin onda bıraktığı mucizeye hayran kalalım. Kısacası evrendeki her şeyin Rablerini tesbih ettiklerini düşünelim ve varlığımızı bir kere daha idrak edelim. İşte o zaman göklerin, yerin ve dağların yüklenmekten korktuğu sorumluluğu bir nebze olsun yerine getirmiş olabiliriz.
Haydi bu çağrıya hep birlikte kulak verelim. Tüm cansız (!) varlıkların kulak verdiği gibi...
Fethiye
Not: Yazım faydalı içerikleri olan https://www.cocukaile.net/goktekiler-ve-yerdekiler-kadar-kulluk-yapabiliyor-muyuz?search=G%C3%B6ktekiler%2520ve%2520yerdekiler sayfasında da yayınlanmıştır.
Foto: pixabay
Küçük Mutluluklarla Ebedî Mutluluğa Yolculuk
Neden mi? Çünkü ailesinin ona hissettirdiği sevgi ve ilgi üstünkörü olmamıştır hiçbir zaman. Onu Allah'ın bir emaneti olarak kabul edip, bu hislerle ona hürmet eden bir anne babası vardır çünkü. Ona hiçbir zaman "sen çocuksun, anlamazsın, bırak şunu yapamazsın" sözlerinin ardındaki acizlik hissini yaşatmamış, bilakis ona geleceğin saygın anne babasıymış gibi davranmışlardır.
Kısacası yüce yaratıcının o minik yavruya verdiği değeri kendisine hissettiren anne baba olmuşlardır. İşte böyle bir ebeveynin elinde yetişen çocuğun gözlerinin içi güler. Gözlerin gülmesi de kalbin gülmesinin dışarıya yansımasıdır.
Velhasıl mutluluk küçüklükten başlar. Yeni bir oyuncağa sahip olmak bir çocuk için mutluluktur. Salıncakta sallanmak, ip atlamak, ıslık çalabilmek, sabunlu ellerini üfleyerek baloncuk yapmak, seksek oynamak, iki tekerlekli bisiklet sürmek, mahalle maçında gol atmak, dondurma yemek de bir mutluluktur.
Kurabiye hamurunu yoğurmak, yazın eve giren karıncaları saymak, uğur böceğinin rengini incelemek, bir gülü koklamak, rengindeki harikuladeliği farkedebilmek, derin derin nefes alırken içine dolan havayı hissetmek de mutluluktur bir çocuk için.
İç kaygılarından arınmış bir çocuk büyüyüp yetişkin olduğunda da bu küçük şeylerden mutlu olabilir. Yani bilinç altındaki üzüntülerden kurtulup, yaşadığı olumsuzlukları unutarak "O'ndan gelene razıyım"felsefesiylehayata tevekkül boyutundan bakabilen insan da mutlu olmayı başarabilir. Çünkü ona her verilenin ardında kendisi için bir hayr olduğunu biliyordur.
Ebedî mutluluğa kavuşmanın yaratıcısının razı olduğu hayatı yaşamak olduğunun da farkındadır. Bu farkındalıkla birlikte Rabbi'nin emirlerine uygun ve Nebî'sinin sünneti doğrultusunda kuracağı ailede yetişen evlatlara da örnek olacaktır.
Arkalarından da "Rabbim sen evlatlarımızı kendine layık bir kul, habibine layık bir ümmet ve çevresine faydalı bir insan eyle" diye hayr duada bulunursa, içinde hissettiği huzurla gerçek mutluluğa kavuşacaktır.
29 Kasım 2014 Cumartesi
Yanımızda Değilsin Ama Dualarımızdasın
Yokluğuna dayanmak gerçekten çok zor kardeşim. Anacığın her gün ağıtlar yakıyor. Babacığın resmini görmeye bile dayanamıyor. Abin desen herşeyi içine attıkça atıyor. Erken yaşta göçüp gittin ya bu dünyadan, bu sebeple senin için "Dünyada hiçbirşey görmedi, hiçbir şey ona nasip olmadı" diyor anacığın. Ama ben inanıyorum ki sen şuan yanımızda olsaydın bu sözlere karşılık şöyle derdin anacığına:
İşte böyle.. İnanıyorum ki yanımızda olsaydın bu sözleri söyleyecektin bizlere. Çünkü sen kimsenin kırılmasını istemezdin. İstemeyerek yaptığın hatalarda hep özür dilerdin. İyi huyluydun, merhametliydin. Kısacası ciğerliydin be Bünyamin. Ama biz seni anlayamadık. İçinde neler yaşadığını bilemedik. Belki sana güzel örnek olamadık. Doğru bir yol gösteremedik. Kafanı çatlatırcasına araştırdığın islamiyetin güzelliklerini hakkıyla yaşayabilseydik o kadar kafanı yormana gerek kalmazdı belki de. Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnet-i seniyyesini hayatımıza yansıtsaydık belki sen de bizi örnek alacaktın.
Yokluğuna alışmak kolay olmayacak bizim için. Senin gidişinle ölüme çok daha yakın hissettik kendimizi. Abin bu dünya hayatının çok anlamsız geldiğini söylüyor. Ama mecburen yaşamaya devam ediyoruz birşeylerin daha bir farkına vararak. Sen olsaydın namazlarına hep devam etmek isterdin değil mi? Herkese merhamet etmek, kalp kırmamak isterdin. Adaletli olmak, arkadaşların ve akrabaların arasında hak hukuka riayet etmek isterdin. Sen yalandan ve dedikodudan da nefret ederdin. Sen insanlara yardım etmek ve hayır işlerinde kullanmak için para kazanmak isterdin. Velhasıl özünde tertemiz bir insandın ama istediğin herşeyi yapamadın maalesef. Rabbim güzel düşüncelerin hürmetine seni ötelerde mutlu eder inşallah. İnşallah geride kalan bizler yapabiliriz bunları.
Senin bu dünyadan belki hiç bir umudun yoktu. Ama umutsuzca yaşadığın bu dünyadan ayrılırken belki de umutların yeni bir dünyada yeşerecektir kim bilir. Tertemiz toprak üzerine atılırken hepimizin gideceği ahiret alemine doğru yolculuğa çıktın artık. Yolun cennet yolu olsun inşallah... Rabbim seni ebedi mutluluğa erenlerden eylesin... Amin
30 Eylül 2014 Salı
Kardeş Candır ve Cân Olana Hac Nasip Olur
Kız kardeşlerle ablalar arasında her ne kadar farklı bir bağ olsa da erkek kardeşin yeri ise apayrıdır. Büyük de olsa küçük de olsa arkada var olan bir gücün sembolüdür sanki o. Benim arkamda da böyle bir güç olduğu için çok kısmetliyim. Canım kardeşimi dün mubarek topraklara yolculadık. Genç yaşta hacı olmak belki herkese nasip olur ama kuradan çıkmadan hacı olmak herkese nasip olmaz sanırım. Böyle bir nasiplik de belki onun kısmetidir diye düşünüyorum. Küçüklüğümüzde yaptığımız kavgaları saymazsak beni kırmadığı gibi belki başkalarını da hiç kırmamıştır kardeşim. Çevresindeki arkadaş çokluğuna bakarsak belki de herkes tarafından sevilmiştir. Gerek okul ortamında gerekse iş ortamında başkaları kırılmasın diye belki de kendini yaralamış, kendisine sıkıntı verenlere dahi iki kelime kötü laf etmemiştir belki... Peygamber sünnetini bize yaşayarak gösteren sevgili dedemin kalbini kazanmayı da başarmıştır belki... Hiçbir zaman reddetmeyeceğini bildiği için kendisinden birşey istemekte çekinmeyen babannemin de duasını almıştır belki... Ve... Ayaklarının altında cennet olan annemizin ve arkamızda dağ gibi duran babamızın rızasını da kazanmayı başarmıştır belki... Onu yolculamak için gittiğimizde benden çok uzun boyunu bükerek elimi öpmesi tevazusunun göstergesidir belki... Ve belki de ailemizdeki çocukların Sevgili Burak Abisi olduğu ve örnek alındığı için HAC ona nasip olmuştur. Kim bilir... Perdeler arkasında ne olup ne bittiğini Rabbimizden başkası bilemez tabii... Rabbim onu gerçek hacı olanlardan eylesin inşallah...

