13 Nisan 2026 Pazartesi

Beklediğimiz Mucize

 

İlk gençlik yıllarımda, çok suizan edip bunu hayat felsefesi yapan bir kardeşimi uyarma görevi vermiştim kendime. Onun bu davranışı ailesinde fitne çıkmasına sebep oluyor ve birinin onu uyarması gerekiyordu. Bence, kendisi bu işin ciddiyetinin ve Allah katındaki konumunun farkında değildi. 

Konuşmaya başlamadan önce, “Yanlış yapıyorsun” demek isterdim ama  bu şekilde giriş yapmakla bir sonuç elde edemezdim. Öncelikle Peygamber Efendimiz (sav)’in güzel ahlakından bahsettim. O’nun insanlarla olan ilişkilerini anlattıktan sonra gıybetle ilgili söylediği hadisleri aktardım. Bir insanın günahını almanın kişinin hayatına negatif veriler yüklediğini ve bunların  hayat yolunu dikenlerle dolduracağını ifade etmeye çalıştım. Benim ne demek istediğimi anlamış mıydı bilmiyordum ama aradan yıllar geçtikçe konuşmamın etkisinin olmadığını farkettim. Yaşı olgunlaştığı için belki insanları birbirine katmıyordu ama gıybet hastalığından kurtulamamıştı maalesef. 


Gözlemlediğim kadarıyla huzurlu ve sağlıklı bir hayatı olmadı. Kınadıklarını yaşadı. Hastalıkları oldu. Dertlerinden dolayı başkalarını suçladı ama kendine dönüp şöyle bir bakmadı.


Bu konuda Rabbimiz bize ayetinde şöyle buyuruyor:


Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar.” (Şûra 30)


Bu dünyada başımıza gelen olumsuz olayların iki sebebi olduğu söylenir. Birincisi kendi yaptığımız hatalardan, ikincisi de Allah’ın bizi imtihana tabi tutup derecemizi yükseltmek istemesinden kaynaklanır.*


Dilimizi tutamayıp, herkesin hakkında olur olmaz konuşursak yukarıdaki ayetin tecellisine mazhar oluruz. Ayet, başımıza gelen musibetlerin sebebini sadece dilimize bağlamıyor. “Yapıp ettiklerimiz” olarak bahsediyor. Mesela, haram karışan rızkımız, rüşvetle beslenen ticaretimiz, hakkını zamanında vermediğimiz çalışanlarımız, devletten para almak için yaptığımız katakulliler, üzdüğümüz ana babamız, sosyal medyada düşünmeden yaptığımız kötü yorumlarla girdiğimiz kul hakları, çevreye verdiğimiz zararla oluşan çevre hakları, hayvanlara davranışlarımızdan dolayı oluşan hayvan hakları, vs. 


Bunların her biri hayatımıza sunduğumuz negatif verilerdir. Hayat programımız da bu veriler doğrultusunda ilerler. Ancak hata yaptığımızın farkına varıp verilerimizi pozitife çevirirsek her şey değişebilir. İşte bu noktadan sonra artık vakit gelmiştir. Kendimize dönme vakti,  kırdığımız kalpleri onarma vakti, helalleşme vakti, istiğfar etme vakti, gözyaşı döküp pişmanlıkla yanma vakti…  


İmtihanlar sadece negatif verilerden dolayı gelmez insanların başına. Rabbimizin en halis kulları peygamberler masum ve temiz olmalarına rağmen büyük imtihanlar yaşamışlardır.  Önemli olan imtihanın şuuruna varabilmektir. “Senden ne gelirse kabulümdür Rabbim” diyebilmektir. Tövbe ve istiğfar edebilmektir. “Sabır ve namazla” Allah’tan yardım isteyebilmektir. Şikayete başvurmamaktır. Çözüm için güzel dostlarla istişare edebilmektir. Dua dua Yaradan’a yalvarıp O’nun kapısından ayrılmamaktır. Sadakaya devam etmektir. Tevekkül ve tefekkür edebilmektir. İlimle yoğrulmaktır. Bazen az konuşmaktır. Gerekirse susmaktır. Bazen de kendini uzlete çekmektir.


O zaman öyle bir an olur ki, yağmurları taşıyan milyonlarca melek Yaradan’a yalvarır o “kul” için. Kulun kalbine bir sekine iner, huzur kaplar tüm bedenini. Ve… Rab, kuluna bir âsâ yaratır. O âsâyla Kızıldeniz ikiye yarılır Musa peygamber için… Topraktan şifalı su çıkar Eyüp peygamber için… Yaradan bir balık gönderir, sığınak olur Yunus peygamber için… Azametli ateş yakmaz olur İbrahim peygamberi, çünkü Rab ateşe emretmiştir, yüce peygambere serin ve selametli olması için… Tüm dünyayı saran tufandaki gemi kurtuluş olur Nuh peygamber ve inananları için… Küçücük bir taşla helak olur Calutlar… Minik bir sinekle defolur Nemrutlar… Ve Ay ikiye yarılır Hz. Muhammed Mustafa (sav) için…


Ve Rab yapacağını yapar. Kör gözlere sokar tüm bu mucizeleri… Anlayan anlar… Anlamayan kendi karanlığında kaybolur.


İnsan kendi mucizesini kendi yaratır. Olmazları olur eden bir Rabbimiz varken bu hayatta hiçbir şey “vâr olmaz” değildir. Herkesin hayatında beklediği bir “mucize” vardır. Bu yazıyı okuyan herkese nasip olsun inşallah…


Fethiye


Foto: istockphoto.com 

*dergipark.com

Hiç yorum yok: